ERGENLİK (ADÖLESAN) DÖNEMİNDE BESLENME

Ergenlik Dönemi Nedir ve Hangi Yaş Aralığını Kapsar?

Dünya Sağlık Örgütü ergenlik dönemini 10-19 yaş aralığındaki dönem olarak tanımlamıştır.
Adölesanlar dünya nüfusunun %20’sini oluşturmaktadır. Türkiye’de de adölesanların toplam nüfus
içindeki payı dünyadaki orana benzerlik göstermektedir. Ergenlik gelişme dönemi, fiziksel ve
psikolojik değişiklerin en sık gözlemlendiği, aynı zamanda bebeklikten sonra gelişme hızının en hızlı
seyrettiği dönemdir.

Bu gelişim boy uzunluğuna da vücut ağırlığına da etki eder. Vücuttaki yağ, su, kas miktarı değişim
gösterirken çeşitli hormonlar da etkisini arttırır. Dolayısıyla besin ve sıvı gereksiniminde artış
gözlemlenir. Ergenlikte enerji gereksinmesi öncelikle iştahın artması ile öğün sırasında ve
aralarında ilave besin tüketme isteği ile ortaya çıkar.

Ergenlik Döneminde Kazanılan Yanlış Beslenme Alışkanlığının Sebepleri Nelerdir?

Bu dönemde psikolojik olarak evden uzaklaşma isteği görülür ve bu da ev dışında yemek yeme
eğilimini arttırır. Ana öğünleri atlama ve öğün aralarında sağlıksız yemek yeme alışkanlığı oluşur.
Özellikle fast-food dediğimiz yemeklerin tüketimi en sık bu dönemde gözlemlenir. Teknolojik
aletlerin başında zaman geçirme süresi arttığından bunların başında yemek yemek alışkanlık haline
gelir. Bu davranış ergenlik döneminde hareketsiz bir yaşam tarzına ve buna bağlı olarak da çeşitli
hastalıklara ve obeziteye eğilimi artırır. Ergenlik döneminde kazanılan yanlış beslenme ve yaşam tarzı
alışkanlıkları kalıcı olabilmekte ve sağlığı yaşam boyunca etkileyebilmektedir.

Ergenlik Döneminde Beslenme Eğitimi

Bu dönemde ebeveynlere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Öncelikle çocuğun içinde bulunduğu
psikolojik durum göz önünde bulundurulmalı, dayatma yolu ile beslenmeye gidilmemelidir. Özendirici
olan besin gruplarının ve sigara, alkol tüketiminin ergenlerin yanında kesinlikle tüketilmemesine özen
gösterilmelidir. Evde düzenli yemek pişirilmeli, ara öğünlerde sağlıklı tariflere yer verilmelidir. Bir
ebeveyn olarak dikkat edebileceğiniz diğer hususlar:

  1. Yemeklerde ailece bir araya gelmeye özen gösterin.
  2. Çocuğunuzu kahvaltı etmeye teşvik edin.
  3. Çocuğunuzun iştahına ve yeme durumuna saygı duyun.
  4. Çocuğunuzun yemek planına katılmasını sağlayın.
  5. Çocuğunuza yemek seçme özgürlüğü tanıyın.
  6. Çocuğunuzun ana ve ara öğünlerine dikkat edin.
  7. Yemek yerken ona iyi bir örnek olun.
  8. Çocuğunuzu yemekle ödüllendirme veya cezalandırmadan kaçının.
  9. Yemek yerken televizyon izlemeyin.
  10. Çocuğunuzu spora ve egzersize teşvik edin.

Ergenlerin ideal kilosunda olmamasının nedeni araştırıldığında öğün atladıkları ve atlanan
öğünlerin çoğunlukla sabah kahvaltısı ve öğle yemeği olduğu, atıştırmalık besinleri fazlaca tükettikleri
ve fast-food beslenmeyi tercih ettikleri, sebze-meyve tüketimlerinin yetersiz olduğu, bu alışkanlıkları
nedeniyle besin çeşitliliğinin sınırlı ve dengesiz, besin ögelerinden posa, vitamin ve minerallerden
yetersiz, enerji, tuz, yağ ve basit karbonhidratlardan zengin olduğu belirlenmiştir.

Bundan dolayı, çoğu ergenlerin yanlış alışkanlıklarını düzeltebilmek, herhangi bir enerji
kısıtlamasını gerektirmeden tedavide başarı sağlayabilmektedir. Zaten diyet tedavisinin amacı
ergenlerin yaşına uygun, temel besin ögesi gereksinimlerini sağlayarak, doğru ve kalıcı beslenme
alışkanlıkları kazandırmak, hedeflenen ağırlığa yavaş yavaş ulaşmak, normal büyüme ve gelişmeyi
aksatmamaktır. Bu nedenle düşük enerjili diyetlerin uygulanması sakıncalıdır. Elbette altında yatan
farklı hastalığı olanlarda besin kısıtlamasına veya kalori düşürülmeye gidilebilir.

Son olarak beslenme planına uygulanabilecek kolay akılda kalıcı ancak oldukça etkili değişiklere
göz atalım.

Yeterli ve dengeli beslenme programları hazırlanmalı, temel besin ögelerinin gereksinimleri
karşılanmalıdır.

  • Basit şekerden olabildiğince uzak durulup karmaşık karbonhidrat tüketimi ile dengelenmelidir.
  • Sağlıksız yağlardan kaçınılıp sağlıklı yağlar diyet listesine eklenmelidir.
  • Yiyeceklere fazladan tuz eklenilmemelidir.
  • Kahve, çay, kola gibi içecekler demir eksikliğine neden olabilir ve kafein bağımlılığına sebep olabilir. Mümkünse asitli ürünler tüketilmemeli diğerleri de porsiyon kontrolü dâhilinde tüketilmelidir.
  • Ana öğünler ve ara öğünler atlanılmadan sağlıklı alternatifler ile geçirilmelidir.
  • Fast-food tüketimi minimuma indirilmelidir.
  • Sebze, kuru baklagil yemeklerine beslenmede sıkça yer verilmelidir.
  • Et, tavuk, balık tercihi işlenmemiş ürünlerden yana kullanılmalıdır.
  • Meyvelere mevsimine uygun olarak yer verip posası ile birlikte tüketilmelidir.
  • Su tüketimine ve vücut sıvı dengesine dikkat edilmelidir.

Yapılan araştırmalara göre ne yazık ki adölesanlar, sağlıklı beslenme konusunda yeterli bilgiye sahip
değiller ve çoğunlukla beslenme alışkanlıkları yeterli ve dengeli beslenmeye uygun değil. Beslenme
davranışlarına etki eden faktörler göz önünde bulundurularak hazırlanacak beslenme programları
ve/veya eğitim etkinliklerinin planlanması ile adölesanları gelecekte bekleyen sağlık risklerinin
azaltılmasına katkıda bulunulabiliriz.

Stj. Dyt. Ceren ERTEKİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir